ANI YAŞAMA SANATI: Anın Neresindesin?

Geçmişte bulunmak veya geleceği fazlasıyla düşünmek kadar boş bir eylem yoktur herhalde. Bazen bu durumun da obsesyon bir şekilde gerçekleştiğini de bilmek üzücü geliyor. Geçmişin varlığını üstünüzde hissettirmesi zaman zaman psikolojik sorunlara neden olabilir; bununla birlikte fazlasıyla geleceği düşünmeniz sizi “kaygılı” bir insan haline getirebiliyor. Anı yaşamanın tadını çıkartabildiğimizi zannetmiyorum. Birçok insanın gün içerisinde edindiği stres, sıkıntı ve problemler ruh haline de yansıyor; böylelikle meydana düşünceler ve ardı arkası gelmeyen kötü “tablolar” geliyor. Sahi anı nasıl yaşıyoruz? Anı yaşayabilmenin bir beceri olduğunu düşünüyorum; anın tadını çıkartmak denilince çoğunluğun aklına “vur patlasın, çal oynasın” yaşam tarzı geliyor. Bunun da bir o kadar yanlış bir düşünce olduğunu söylemeliyim.

Anı Yaşama Sanatı

Aklımızı yönetebilmemiz, hayattan zevk alabilmemiz ve böylelikle “anı” yaşayabilmemiz bir beceridir; bu beceri ise “anlık yaşamak” olarak değil “anın içerisinde” geleceği, en basitinden yarını aklından bir süreliğine silip şimdiye odaklanmaktır. Yaşadığınız o anın her saniyesini tüylerinize kadar hissedebilmek; kısacası anı bir ömre çevirebilmek. Aslında “anı yaşamak” 16 ila 17.  Yüzyıl İngiliz Edebiyatı’nda bir felsefe olarak ele alınmıştır; bu durumu da “CARPE DİEM” olarak açıklamışlar. Günü yakalamamızı söyleyen bu akım, insanlığı gerçekten de işlenişiyle birçok konu da olumlu yönde etkilemiştir.

“Hayat insana verilmemiştir, kiralanmıştır.” Publilius, bu sözüyle hayatın ne kadar kısa olduğundan söz etmiştir. Tarihte “carpe diem” bakış açısıyla oluşturulmuş birçok söz bulunuyor; bunun sebebi de anı yaşamanın ne kadar anlamlı olduğundan kaynaklıdır. Bu yazı içerisinde “anı yaşama sanatı” olarak size anlatacağım bu felsefeyi derininden incelemek istedim. Anı yaşamayı yanlış anlayan kişiler “anlık yaşamaya” devam ediyorlar; sizlerse anı yaşamanın doğru olanı yani sadece yaşadığınız “anı hissedebilmeyi” gerçekleştirebilmek istiyorsunuz. Anı tamamıyla yaşayabilmek gerçekten de kolay bir iş değildir; bunun için sağlıklı bir ruha ve psikolojiye ihtiyacımız var. Çabamız ve ikna durumumuz da “sağlıklı bir ruh” yönünde olmalıdır; bununla birlikte anı yaşama sanatını gerçekleştirebilmemiz isteğimiz doğrultusunda muhtemeldir.

Galiba bize “anı yaşamak” yerine “anı harcamak” daha basit geliyor; eğer konu “anı harcamak” olsaydı oldukça usta olduğumuzu söyleyebilirdim. Bunu kendime de özeleştiri yaparak söylüyorum; bende bazen anımı boşa harcadığımı hissedebiliyorum. Çoktan toplum sayesinde enjekte edilmiş bahanelerimiz, gelecek kaygılarımız, geçim dertlerimiz, yaşayamadığımız çocuklarımız vs. vs. bunların varlığını kabullenmeyi ne zaman öğreneceğiz? Bunların şimdiki zamanı yok edebilmek için toplumun kötü kodları olduğunu ne zaman algılayacağız. Bir yerden söylenmeyi bırakmamız gerektiğini kendi kendimize de “iç motivasyon” şeklinde vermemiz gerekiyor. Kendini yetiştirmeyi bilmiş ve hayatın farkında olan insanlar, hayatın “an” da saklı olduğunu bilir. An bize bahşedilmiş en büyük hediyedir; bu hediyeye ettiğimiz nankörlüğü ne zaman sorgulayacağız?

Anı Yaşamanın Farklılıkları Nelerdir?

Anı yaşama sanatı olarak kavranan bu felsefede ilk kural bencil olmaktır. Bu felsefede istenilen bencilliği “hep bana” ya da “egoistlik” açısından değerlendirmemeliyiz; bencil kelimesi “ben” den türüyor. Bu felsefenin benciliği insanın kendi değerini fark etmesini istemesinden kaynaklanıyor; felsefe “ben demeyi bilmeyen, biz demeyi hiç bilmez” anlayışını sizlere söylüyor. Benliğinizin tamamen farkında olup, kendine bir şeyler vermeye başlamalısın; çünkü kendini beslemeyen kişi kimseye bir şey sunamaz. Kalbinin zararsızlığı ve içerisindeki merhamet dolu sevgi bile toy olduğu için kendine zarar vermeye meyilli olabilir. Kendini korumayı öğrenmekle ve anı yaşamayla birlikte inşa edebileceğiniz bir gelecek, yıkmayı başarabileceğiniz, kabullenebileceğiniz bir geçmişiniz olur. Sizlere özellikle anlatmak istediğim, anı yaşamayı bilen, geçmişini kabullenir ve geleceğini de tasarlamaya başlar. Kaygı, korku ve endişe yerine anın içerisinde hissedebileceğiniz huzur, refah ve mutluluk sizi istediğiniz yere taşıyamaya bir “adım” olacaktır. Tabi ki de her şey sizin elinizde; bu durumu bir avantaja çevirmekte, hayatınıza yön vermekte. Psikoloji, anı yaşamanın geçmişle ilgilenmemeniz gerektiğini değil, geçmişten ders çıkartmanız ve önünüze bakmanız gerektiğini söylüyor.

Paylaş:

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir