Anksiyete Nasıl Geçer? 10 Adımda Anksiyeteyle Baş Etme Yolları

Anksiyete Nedir?

 

Bu aralar psikolojik bir rahatsızlık olarak da gündeme sık sık gelen anksiyeteden sizlere bahsedeceğim. Anksiyete adı altında arayacağınız tüm soruların cevaplarını bu yazıda bulabilirsiniz. Anksiyete nasıl geçer? Eğer ben anksiyetenin ne olduğunu, belirtilerini ve neden olduğunu biliyorum diyorsanız, beklemeden aşağıya inip sizler için hazırladığım yöntemlere bakabilirsiniz.

Anksiyete Nedir?

Anksiyete, kaygı bozukluğuna verilen addır. Bu sorunun bilinçli bir şekilde takip edilmesi ve yönetilmesi gerekir. Anksiyete aslında günlük hayatta her insanın bazen başına gelebilen bir şeydir. Bunun sebebi gün içinde herkesin endişesi, stresi ve kaygısı olabilmesidir. Ancak süreklilik şekli kişinin psikolojisini bozabilir. İşin aşırılığı ve sürekliliği ortaya kaygı bozukluğunu çıkartıyor. Sabahları kaygılı uyanmanızdaki sebeplerden bir tanesi de anksiyete olabilir.

Anksiyete bozukluğu kişilerin gün içinde sürekli endişe, evham ve stres içinde olmasına sebep verir. Duyulan aşırı endişenin “panik atak” krizleriyle kendini göstermesi de cabasıdır. Bu bilgilerden sonra kendinizi görmeye başladıysanız, size şifa olabilmek adına her şeyi anlatacağıma şüpheniz olmasın.

Günlük yaşantınızda yaşayabileceğiniz sıkıntı, aktivitelerde sorun ve insan ilişkilerinde muhtemel aksaklıklar, anksiyeteyle alakalı olabilir. Kendinizi çıkmaz bir girdabın içinde bulmaktan yorulmaya başlamış olabilirsiniz. Bu girdabın içinden çıkabilmek için bazı yöntemlere ihtiyacınız var. Yöntemlerden çok farkındalığa ve bu sorunun ne olduğunu anlamaya ihtiyacınız var.

Tabi ki en başta bu sorunu öğrenmek istemeniz ve kendinizde bir sorunun olduğunu fark etmeniz, ilk adım adına oldukça önemli. Durun tahmin edeyim, çocukluktan beri düşünmeye meyilli misiniz? Çocukluktan, gençliğe uzanan döneminizde ince düşünceleriniz ve belki de belli etmekten çekindiğiniz düşünceleriniz oldu.

Bu hastalığın aniden ortaya çıkmadığı açık ve net. Sürekli bir düşünme hali sonucunda “kontrol edememe ve yönetilmesi zor” düşünceler ve kaygılar ortaya çıkıyor. Aslında düşüncelerinize yüklediğiniz anlamlar sonucunda kaygılar ortaya çıkar. Düşünceyi fazlasıyla içselleştirmeniz sizi bir kaygıdan diğerine sürükler.

Kendinizi asla rahat hissedemezsiniz. Sizi o kadar iyi anlıyorum ki. Boşuna anlıyorum demiyorum. Sizin geçirdiğiniz rahatsızlığı bende geçirdim. Her insan bazen bilinçsiz bir şekilde psikolojik rahatsızlık geçirir. Bunu kimisi fark eder, kimisi fark edemez. Yani diyorum ki aşırı anormal bir durum yaşadığınız yok.

Anksiyete Belirtileri ve Davranışları Nelerdir?

Aşağıda gördüğünüz maddelerden sonra anksiyete olduğumu nasıl anlarım? Sorunuzun da cevabını görmüş olacaksınız. Anksiyete belirtilerinden iki ve daha fazlasını kendinizde görüyorsanız, ilerleyen satırlarda önereceğim tavsiyeleri uygulamanız şart. İşte anksiyete belirtileri:

  • Sürekli kötü bir şey olacakmış gibi endişeli haller.
  • Ara ara fazla düşünme ve odaklanamama.
  • Kendini gergin ve huzursuz hissetmek.
  • Sürekli panik halinde olmak.
  • Konsantrasyon bozukluğu.
  • Aşırı terleme ve ağız kuruluğu.
  • Kaygı duymaya neden olabilecek her şeyden korkmak ve kaçınmak.
  • Uyku bozuklukları ve problemleri.
  • Hazımsızlık ve diğer mide sorunları.
  • Sürekli olumsuz düşünme ve kötüye odaklanma.
  • Aşırı endişe ve kaygıyı kontrol edememe.
  • Baş ağrısı, yorgunluk, halsizlik, kas ağrıları…

Bu belirtilerden iki veya daha fazlası sizdeyse ortada bir sorun var demek. Bu sorunu çözmek için uğraşmalısınız. Nedenlerini de anlattıktan sonra nasıl bir yol izlemeniz gerektiğini anlatacağım.

Anksiyetenin nedenleri nelerdir?

Anksiyetenin neden olduğu konusunda bir fikriniz var mı? Küçüklükte duygusal ihmale uğrayan bireyler, travmatik olaylar geçiren kişiler, çeşitli sağlık sorunları, genetik sebepler, kullanmış olduğunuz ilaçların yan etkisi de anksiyeteye neden olabiliyor.

O sebepten dolayı merak etmeyin, durup durmadık yerde anksiyete olmadınız. Yani deli değilsiniz! Bu algıdaysanız, bu algıdan derhal çıkın. Çünkü siz deli değil, sadece çözümüne ulaşabileceğiniz bir hastalıkla karşı karşıyasınız. Üstelik doktor olup kendi kendinizi tedavi etme şansınız bile varken.

Anksiyete Krizi Nedir?

Anksiyete krizi hiç düşünmediğiniz ve kötü olayları zihninizde canlandırıp sürekli sizi tedirgin eden ve endişe haline sokan krize denilebilir. Bu kriz, kişilerin korktuğu ve çoğu zaman hiçbir gerçekliği olmayan şeylerden ibaret. Krizi anladıktan sonra zaten bir daha ne kadar zor geldiğini göreceğinizden şüpheniz olmasın. Bu krizi geçirmeye başladıktan sonra anksiyete olduğunuzu anlarsınız.

Anksiyete krizi nasıl geçer?

Bu krizin geçmesinin ilk temel kuralı bilgi edinmek diyebiliriz. Bu sorun hakkında bir şeyler öğrenmeye başladıysan, anksiyete krizinin bel kemiğini kavramışsın demektir.

Bilginin yanında tabi biyolojik bir sorununun olmadığını bilmelisiniz. Önce hastaneye gidip gerekli testleri yaptırın, sonrasında gelen krizin ardından hiçbir sağlık sorununuzun olmadığından emin olun. Böylelikle gelen krizi yani kaygıyı önemsememiş, haliyle kaygıyı durdurmuş olacaksınız.

Bu sorunun asıl cevabı anksiyeteyi kavramakta yatıyor. Kavradıktan sonra zaten olaya hakim oluyorsunuz. Size ait olmayan ve hoşunuza gitmeyen düşünceleri ne kadar önemsemez ve onların bu rahatsızlıktan dolayı geldiğini bilirseniz, o kadar krizi yönetir ve geçirirsiniz.

Kriz anında ise yapmanız gereken. Akışa bırakıp, doğru bilgileri kendinize hatırlatmak. Bilgileri hatırladıktan sonra krizin bir gerekçesi kalmadığını görüyorsunuz. Psikolojik olarak kendinizi hazırladığınızda, olacaklara sizde şaşırabilirsiniz. Tabi ki atağın gelmesinden de tedirgin olmamalı ve korkmamalısınız.

Psikolojinizi hazırlamayı bilmelisiniz. Bunu nasıl yaparsınız? Kesinlikle kendinizle iyi konuşmalı ve kendinize bunu atlatabileceğinizi inandırmalısınız. Mesela “Kriz veya panik atak gelebilir, sadece birkaç dakika gelip geçecek, ben güçlü bir insanım.”

Her şey bu kadar mıydıııı?!! Tabi ki bunca şeyin ardından tekrar akışa bırakmalısınız. Merak etmeyin her şey yavaş yavaş yoluna giriyor. Emin olun kontrolün sizin elinizin altında olduğunu bilince ve öğrenince, çok daha fazla özgürleştiğinizi hissedeceksiniz.

Beyninize gönderdiğiniz kodlardan ve kendinizden emin olun. O yüzden “iyi düşün, iyi olsun” diye bir şey var. Güzeli çağır ki güzel gelsin. Güzel bak ki güzel gör. Unutmayın zihniniz her şeyi kaydediyor. İlerleyen satırlarda söyleyeceklerimden sonra bu rahatsızlığa karşı bakış açınızın değişeceğine eminim.

10 Adımda Anksiyeteyle Baş Etme Yolları?

Evvveet! Geldik nasıl geçeceğine. İnanın bana kendinizle alıp veremeyeceğiniz hiçbir şey yok. Kaygı bozukluğuna sebep olan birçok bağlantı olabilir. Beklenti, sağlık, sosyal, cinsel veya başka türlü kaygı bağlantıları. Bu bağlantıların yavaş yavaş çürüyeceğinden şüpheniz olmasın. Kendinize inanın. Önereceğim bu tavsiyeleri de uygulamanızı gerçekten çok isterim. Çünkü işe yarıyorlar. İşte anksiyete için doğal tedavi yöntemleri:

1.Kendinizi ve Kaygıyı Asla Bastırmaya Çalışmayın.

Kendinize bu işkenceyi yapmayın. Yaptıkça daha kötüye gittiğinizin zaten farkına varıyor olabilirsiniz. Bedeninizde hissettiğiniz yan etkiler ve psikolojinizin daha da zorlanmaya başlaması sizi tedirgin ediyor olabilir. Bu tedirginliğin tek sebebi de anksiyeteye karşı bilinçsizliktir.

Kaygı bozukluğuna karşı bilinçli davranmaya başlamalısınız. Bana şu an ne oluyor? Neden böyle bir şey yaşıyorum dememeniz gerekiyor. Neden böyle oluyor vs. kendinizi sorgulamadan bunların sadece bir atak olduğunu anlamalısınız. Düşünce ve duygularınızla savaşmamalısınız.

Unutmayın, üstüne basa basa söylüyorum, anlamlandırmak çok önemli. Yoksa “ben deli miyim?” veya “Ya böyle şeyleri tekrar yaşarsam?” diye ayrı bir kaygıya düşmeye başlayacaksınız.

2.Duygu ve Düşüncelerinizi Kabul Edin.

Nasıl kabul ederim yahu! Bu derdi tasayı kaldırmaya gücüm yetmiyor demeyin. Aniden gelen düşünce ve duygularınıza “dışarıdan” bir gözle bakmayı bilin. Dışarıdan bir göz olmazsanız içeriden bir yakarışla “neden böyle hissediyorum, hep böyle mi olacak!”, “Böyle mi olacak hep” diye söylenip kaygılanmaya devam edersiniz.

Tanımlamayı bilin. Düşünce bir gerçeklik ifade etmiyor olabilir. Anlamı katan sizsiniz. Gözlemleyen siz olduktan sonra “bunlar atağın bir parçası ve çok gereksiz” olarak yorumlamak çok önemli. Sadece zihnimden birkaç düşünce geçti ve gitti.

Şu anda ölecek gibiyim! Kaygılıyım! Ne yapacağım… demek yerine, yani bu hissiyatları tamamen sahiplenmek yerine, siz bu düşünceler ve bu hissiyatlar değilsiniz. Sadece şöyle yorumlayabilirsiniz. Şu anda sadece zihnimde kaygıyla ilgili düşünceler var, diye yorumlama yapabilmelisiniz.

Yani siz o düşüncelerden ibaret değilsiniz. Düşüncelerden farklı bir kişiliktesiniz. Duygu ve düşüncelerin geçici olduğunu unutmayın. Geçici olduğunu bildikten sonra çok daha rahatladığınıza eminim.

Gözlemleyen siz olarak hareket etmeyi bildikçe ve bu işe alıştıkça, kontrolün sizin elinize geçtiğini göreceksiniz. Duygu, düşünce ve davranışlarınızdan daha fazlası olduğunu bilmelisiniz.

3.Egzersiz yapın ve Yürüyün.

Egzersiz yapmak ruh sağlığınıza oldukça iyi geliyor. Bu egzersiz yapmayı “saatlerce spor yapmak” olarak algılamayın. Tabi ki durumunuz varsa 1 saat spor yapabilirsiniz. Ancak vaktiniz yoksa 15 dakikalık esneme egzersizlerini tamamlayıp, rahatlamayı unutmayın.

Esneme egzersizlerinin ardından kulaklığınıza motive edici bir şarkı açıp, yürümeyi de ihmal etmeyin. Ne kadar işe yaradığını uyguladıktan sonra göreceksiniz.

4.Kafein ve Çaydan Uzak Durun.

Kafein ve çayın anksiyeteye zemin hazırladığını biliyor muydunuz? Anksiyete ataklarınızı tetikleyen bu iki sıcak içecek türünden, vazgeçmelisiniz. En azından düzenli olarak tüketmenizi tavsiye etmem. Düzenli olarak kafein almaya devam ettiğiniz takdirde, herhangi bir şekilde kafeinden mahrum kalan vücut stres halinde olmaya başlayabilir.

5.Düzenli ve Sağlıklı Beslenmeye Özen Gösterin.

Sağlıklı ve düzenli beslenmenin ruh sağlığına ve bedeninize tahmin edemeyeceğiniz kadar faydası var. En azından sabahları protein miktarınızı çoğaltmaya çalışın. Akşamları çeşitli baklagilleri tüketmeyi ihmal etmeyin.

Sağlıklı beslenmek, gelen anksiyete ataklarının gecikmesine ve azalmasına neden olacak önemli bir etkendir.

6.Her Sabah Ilık Duş Alın.

Sabahleyin uyandınız, kendinize gelmeniz gerekmiyor mu? Bu durumu alışkanlık haline getirmenizi özellikle tavsiye ederim. Her sabah alınan ılık duş, sizi kendinize getirmekle kalmıyor ve kendinizi refah içinde ve huzurlu hissetmenize de neden oluyor.

7.Kendinizi Olumsuz Çevre ve Şartlardan Uzak Tutun.

Olumsuzluğa ne kadar düşkünsünüz? Ya da çevrenizde olumsuz insan sayısı kaç? Olumsuz çevrenizden etkilenmeyeceğinizi düşünüyorsanız yanılıyorsunuz. Her insan bir şeylerden etkilenir. Kimi derhal etkilenir, kimi hiç etkilenmeyeceğini düşünüp zaman içerisinde etkilenir. Kendinizi olumsuz şartların altında olduğunuza inandırmayın. Bir güce sahip olduğunuzu ve potansiyelinizi son damlasına kadar kullanmasını bilin.

8.Karamsar Olmaktan Vazgeçin.

Karamsarlık, kötü düşünme ve sürekli şikayet etme zaten dolaylı yoldan anksiyeteyi tetikleyen unsurlar. Bu unsurlar gerçekten bir zaman sonra anksiyete geçirmenize yetecek unsurlardır. Sürekli olumsuza odaklanıyor, olumsuz düşünüyor ve kendinize acımasız davranıyorsanız gidişat hiç iyi değil demektir. İşinize kesinlikle yarayacak bir içerik bırakıyorum ve devam ediyorum.

İlgili İçerik: Olumlu düşünme teknikleri nelerdir?

9.Şükran Günlüğü Tutun.

Günlük tutmuyorum ki, şükran günlüğü tutayım!! Sakın böyle bir yanılgıya düşmeyin. Önce şükran günlüğünün ne olduğunu size söyleyeyim. Her gün üç cümle yazacaksınız. Şükran günlüğü bu kadar basit bir şey. Ayrıca telefonunuzun not defterine dahi tutabileceğiniz bir günlükten bahsediyorum. O halde şükran günlüğünden bahsedeyim biraz.

Gün içinde başınıza gelen iyi olayları “iyi ki” adı altında veya sahip olduğunuz bir şeye “şükürler olsun ki” başlayan sözcüklerle üç cümleyle yazacaksınız. Hemen anlamanız için örnek vereyim: Bugün iyi ki muhteşem bir enerjim vardı, şükürler olsun ki harika bir vücuda ve sağlığa sahibim, iyi ki aile bağlarım kuvvetli… tarzında birbirinden ayrı üç cümleyle günü sonlandırın.

Bu günlüğü her gün alışkanlık haline getirdikten sonra kendinizde inanılmaz bir değişim olduğunu fark edeceksiniz. Bunu ilk gördüğümde “ne alaka, üç cümleyle ne değişebilir ki” diye söyleniyorum. Söylenip, erteliyordum. Ancak yaptığım araştırmaların her anında şükran günlüğüne rastlıyordum. İlk günler çok basit bir şekilde yapıyorsunuz. İlk bir ayı geçirdikten sonra bakalım hangi olaylara iyi ki oldu diyebileceksiniz.

Denendi, test edildi, onay verildi. Eskiden çok pozitif bir insan olduğumu söyleyemeyeceğim. Gerçekten bu günlüğün inanılmaz katkısı oldu. İyi ki şükran günlüğünü tutmaya başlamışım.

10.Özyönetiminizi İyi Yapın.

Özyönetim, bir insanın karşısına çıkan psikolojik durumlarla ilgili kendini yönetebilme biçimine söylenebilir. Aslında psikolojiğin dışında da her olayda söylenebilir. Daha önce bununla karşılaşmıştım ve çok önemsemiştim bu hale geldim. Önemsemezsem hiçbir şekilde beni etkilemeyecek, diyebilmelisiniz.

Tabi bu durum için, kendinizle iyi geçinmeli ve kendinizi iyi tanımalısınız. Özyönetiminizi sağlayabilmek olayları analiz etme şeklinizle alakalı. Kendinizi ne kadar iyi analiz eder ve gözlemlerseniz, o kadar iyi özyönetime sahip olursunuz.

Her şeyin sonunda tabi ki psikoloğa gitmeyin demeyeceğim. Genelde maddi sıkıntıları olan ve bu konular hakkında bilgisiz olan kişiler için yazıyorum. Ancak böyle bir sorunu daha elverişli bir şekilde çözmek isterseniz, tabi ki uzman bir psikologdan randevu alın ve tedavi süreçlerinizi başlatın.

İnanın psikoloğa gitmenin hiçbir kötü yanı yok. Siz “deli” değilsiniz! Bu algıdaysanız, bir an önce bu saçmalıktan kurtulun. Elimden geldiği kadarıyla yardımcı olmaya çalıştım, esenle kalın.

Anksiyete (Kaygı Bozukluğu) İçin 25 Öneri

1.Bu hayatın içindeki en mühim şey sağlıktır. Ruh ve beden sağlığınıza önem gösterin.

2.Aklınız bedeninizi, bedeniniz aklınızı bozabilir. Bu sebepten ötürü ikisine de iyi bakmayı ihmal etmeyin.

3.Düşüncelerinize dikkat etmelisiniz. Düşünceler, duygulara, duygular davranışlarınıza dönüşüyor. Düşünce kontrolünü ihmal etmeyin ve daima olumlu düşünmeye çalışın.

4.Kök salmış olumsuz düşüncelerden, kronik stresten ve kaygılardan kurtulmak kolay değil. Beyin ve ruhunuz bu düşünce ve durumlara oldukça alışıktır. Acıya tabi olan bedeninizin ve ruhunuzun bir dönüşüm geçirebilmesi için zamana ihtiyacını unutmayın. Yani iyimserliğe attığınız ilk adımda direkt pozitif bir insan olmuyorsunuz.

5.Geçmişi geçmişte bırak, geleceğin için bugününü iyi yaşa. Geçmişten ders almayı bil. Ancak seni kötü hissettirecek hiçbir şeyi düşünme.

6.Hiçbir şey için geç kalmadın. Erkende değil.

7.Çevrene ve kendine dürüst ol.

8.Sosyal ağını kuvvetli tut. İnsan ilişkilerine iyi adapte ol. İyi ve nazik davranmayı bil.

9.Aile ve arkadaşlarına sevgini belli et.

10.Olumsuz düşüncelerin seni kendine bağlamasına asla izin verme. Onlarla mücadele etmeyi, olumlu düşünmek olarak algıla.

11.Boş kalmaktan ve boşluğu sevmekten vazgeç. Boşluğun sürekliliği depresyonu tetikler.

12.Kötü ve olumsuz yaşadığın her şey için kendini suçlama. Hayatın sana bir getirisi olduğunu ve hayatın içinden olduklarını bil.

13.Ana odaklan. Sadece anda kal ve anda yaşa. Her şeyi hisset. Ellediğin su şişesinden, bedenine değen rüzgara kadar.

14.Her gün şükretmeyi bil. Her şey için, bu dünyaya geldiğin için, insan olduğun için…

15.Nefes egzersizi yapmayı ihmal etme. Her gün düzenli olarak yap.

16.Kendini kimseyle kıyaslama. Kıyaslayıcı olmaktan vazgeç.

17.Kimseyi kıskanma, kıskançlık kendine ve çevrene zarar verir.

18.Kin, nefret ve öfke gibi duygulardan uzak dur. Hiçbirinin sana faydası olmadığı gibi zararı var.

19.Hata yap. Hata yaptıktan sonra ders al. Hatalarını bir ilerleyiş olarak gör. Kendine acımasız davranma. Kendine karşı yapıcı ol.

20.Kendi değerini kendin bil. Kendinin değerli olduğunu anla.

21.Hayal kur. Sadece hayal kurmaya çalış ve hayal et.

22.Hiçbir zaman mükemmeli arama. Çünkü mükemmel yok. Herkesin bir eksiği var. Bunu asla unutma.

23.Mutluluğun parayla gelebileceğini aklından çıkart. İçine yönel ve içindeki mutluluğu keşfet.

24.Hayatını ve kendini kabul et. Hayatını ve kendini sev.

25.Karar ver ve birey ol.

Paylaş:

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir