Başkalarını Umursamama Sanatı: EL ALEM NE DER KAYGISINDAN KURTUL

Evet itiraf ediyorum; el alem ne der kaygısı yaşayanlardandım. Çok geçmedi 17’imde bu sorunu atlatmaya başladım. Geç olmadan sende bu engeli aşmalısın; nasıl olacağını kendin belirlemekle birlikte sana vereceğim “yol haritasına” göz atmak tabi ki en büyük hakkın. Bazen insanların ne düşündüğünü merak ederiz, oldukça doğal bir durum olarak bakılabilir; ancak ne düşündükleri hakkında “endişe” halinde olmak gayet sağlıksızdır. Elbette ki ruhani bir sağlıktan bahsediyorum; gerçekten bu sorunsaldan muzdaripseniz size bu yazının içerisinde vereceğim yol haritasını takip ederek, en azından sorunu halletmek amaçlı bir adım atmış olacaksınız.

Başkalarının Ne Düşündüğünü Umursamamak

Öncelikle bu durumun neden olduğunu kendine hiç sorduğun oldu mu? Kendine soracağın sorulardan önce söylemen gereken cümleler olabilir. “Onlar benim kim olduğumu bilmiyor, benim hayatım hakkında en ufak bir fikirleri bile yok, benim hayatım kimseyi ilgilendirmez.” Gibi cümleleri bir kere benimsemen lazım; çünkü inan bana sevgili okur bu hayatta herkes kendi defterini karalıyor. Kimsenin defterindeki yazıyı okumayacaksın, o yüzden kendi defterine tek bir kalemle yazı yazmalısın; o zaman şimdilik senin daha manalı anlayacağından söyleyecek olursam, milletin lafıyla hareket edersen, bak milletin lafına baktı da böyle oldu derler. 😊

Kendince belirlediğin ayıp, yanlış veya sana uygun olmayan birçok şey vardır elbet; her insanın doğruları ve yanlışları farklıdır. Aslında bakarsan burada en önemlisi “kabul etmekten” geçiyor; nasıl mı? Bu sorunun cevabı da anlamakta saklı. Çevreni anla, büyüdüğün yeri anla, kültürünü anla en sonunda kendini anla. Toplum kalıpları yaşadığın hayatın sonucunda seni bir süre içerisinde tutabilir; ancak sen ne zaman “ben” varım diyebilirsen bu kalıplardan kurtulabilirsin.

Sen böyle konuşuyorsun da öyle iki kelamla olacak iş mi bu? Sizde haklısınız tabi ki değil. Önce alışılagelmiş bir durum yaşıyorsanız, bu olayı atlatabilmeniz bir anda olmayacak elbette. Burada söz konusu olan “psikolojik bir bağımsızlık” elde etmek; bence psikolojide önemli nokta kavrayabilmekte yatıyor. Farkındalıktan sonra gerisinin pamuk ipliği gibi geleceğini söyleyebilirim. Peki bu farkındalığı nasıl yakalarız?

Başkalarını Nasıl Umursamazsın?

Herkesin bir ağzı ve düşüncüleri var, sana konuştukları gibi başkalarına da konuşuyorlar. Sen bunu umursayarak belki de mükemmel olmayı diliyorsun. Mükemmeliyetçi misin? Belki  mükemmeliyetçi bakış açısı bu yazım sana yardımcı olabilir. Mükemmel olmayı istemenin dışında, özgürlüğünü kısıtladığının farkında mısın? Sence psikolojinin de bir bağımsızlığa ihtiyacı yok mu? Karşınıza çıkan birinin en fazla iki dakika aklında kalacağınızı, sizin hakkında belki de bir cümle konuşacağını biliyorsunuz. Bu cümle ve düşüncelerde kişiden kişiye göre değişiyor; peki bir soru daha herkesi memnun edebileceğinizi mi düşünüyorsunuz? Kimse sizin hakkınızda sizin abarttığınız kadar yorum yapmıyor olabilir.

Kısaca özetlersek sevgili okur:

Başkalarını boş vererek kendinize yönelmenizi öneriyorum. Belki kendinize duyduğunuz saygıyı, sevgiyi ve öz farkındalığınızı geliştirebilirsiniz ( öz saygı kazanma yolları) ; eğer bunlardan rahatsız değilseniz birkaç farkındalıktan sonra bu olayı tamamen kopartabileceğinizi biliyorum.

Anlayacağınız haksızlık etmeyin kendinize, en çokta hayatınıza çünkü her anımız bir meçhule, bir bilinmezlikle geçiyor. Hayat kısa, ölüm diye bir gerçek var; istediğin ne varsa yapabileceğini o kadar da biliyorsun ki, bunları kendinden saklama, şimdi yapmak isteyip, yapamadığın bir şeye başlama zamanı. Yazıma Ajda Pekkan’ın güzel sözleriyle veda ediyorum.

Boşvermişim Dünyaya – “Hayat inan çok kısa, belki çıkmayız yaza”

Paylaş:

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

1 Yorum

  1. Eylül dedi ki:

    Yazılarınız ve düşüncelerinizi çok beğendim çok yararlı gerçekten

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir