Kendini Güçsüz Hissetmek: Güçlü Olmanın Sırrı Ne?

Güçsüz hissetmek, zaman zaman her insanın hissedebileceği bir hissiyattır. Bu hissiyatın özel olmasının sebebi “insanoğlu bazen güçsüzdür” kavramıdır. Bu kavram sürekli güçlü olmaktan ziyade huzuru ve mutluluğu aramak için en güzel neden. Tüm güçsüzlüklerimizle ve güçlerimizle benliğimizi kabul edip, yoldayken, yolun sonunu düşlüyoruz. Oysa ne diyor şair:

Yol güzel, varmak kimin uğrunda.

Yaşamak güzel, hayatın getirdiklerini kabullenmek lazım demek istiyorum.

Yaşamak güzel naraları atmayacağım. Ancak “yaşamak” ve “insan olarak dünyaya gelmek” bir mucize değil de ne?

Dünyaya gelmeseydim de, görmeseydim şu yaşadıklarımı, diye bir söz etmediğinizi düşünmek istiyorum. Ve devam ediyorum.

Güçsüz hissetmenin birçok sebebi olduğu gibi, ikiye ayrıldığını da söylememde sakınca olduğunu düşünmüyorum. Ruhen ve bedenen yorgunluk olarak ikiye ayırıyoruz.

Fiziksel olarak güçsüz hissetmenizin muhtemel sebepleri:

  • Düzensiz ve sağlıksız beslenmek.
  • Kronik stres.
  • Depresyon
  • Halsizlik
  • Sürekli ertelemek.
  • Aşırı Düşünmek.

Bu sorunların da getirdiği bitkinlik, halsizlik ve yorgunluğu da hissedebilirsiniz. Fiziksel yorgunlukla birlikte güçsüzlüğünüzü, kaldıramayacağınız olaylara da yoruyor olabilirsiniz. Örneğin: Bir travma yaşamışsınızdır. Ve bu travmanın ardından kendinizi rahatsız, güçsüz ve kötü hissediyorsunuzdur. Aldatılmış veya terk edilmiş olabilirsiniz. Her şeyin sizin sorumluluğunuzda olduğu için tedirgin olabilirsiniz. Hiç dinlenmemiş haliyle kendinizi psikolojik olarak da yormuş olabilirsiniz. Veya en temel sebep kendinizi çok yalnız ve bitik hissediyor olabilirsiniz.

Bu tür ihtimalleri göz önünde bulundurarak sizlere söylemek istediklerim var.

Her ne yaşamış olursanız olun, her insanın güçsüz hissedebileceğini bilin. Ne kadar zor geliyor değil mi? O kadar uğraş, yaşa, didin, emek ver. Tek bir hayal kırıklığıyla, güçsüz olduğunu düşün. Kusura bakmayın da, oh ne ala Mualla.

Her zaman hayatın getirdiklerini ve yaşadığımız hissiyatları anlamlandıramayız. Şu yaşam denen rüyanın bizi ne kadar sığlaştırdığını göremeyiz; ancak durgunlaştığımızda veya günün sakin saatlerinde, yani geceleri düşünme imkanımız olur. Ne kadar kendimizi görebiliriz ki? Ne kadar içimize yönelebiliriz.

Bazen insanın içine yönelip, duygularının neden kaynaklandığını, neden böyle hissettiğini sorgulaması gerekiyor. Yani aslında gerekiyor diye bir kelime kullanarak keskinleştirmemek lazım; en azından ben böyle düşünüyorum. Bunun için en önemli meselenin “kendini başka bir gözle izlemek” olduğunu düşünüyorum.

Tamamen hissiyatlar ve duygular yaşanmalı. İtirazım yok fakat insan yaşadığı duygunun ve hissiyatın sebebini de bilmeli. Özümüzü idrak edebildiğimizde hayatı daha içten yaşayabileceğimizi düşünüyorum. Öze yöneldikçe, güçsüz taraflarınızı, nefretinizi, kininizi, öfkenizi, değer görmeyen çocukluğunuzu ve birtakım olayların getirisi olan kimlik bozukluklarınızı fark ediyorsunuz.

Herkes sağlıklı olamaz. Herkes sağlıklı yetişemez; herkesin başkalaşmış derdi ve yaşanmışlığı var. Ruhunuzun en derinliklerine inip, kendinizi keşfetmeniz, sizi güçlü kılmayacak. Ancak güçsüz olabileceğinizi anlatacak. Güçsüz hissedebileceğinizi de, güçsüz hissederken neler yapmanız gerektiğini de kendinizi tanıyarak anlayacaksınız.

Asıl mesele karşınıza çıkan sorunlarla nasıl mücadele edebildiğiniz. Bu mücadeleyi “ben güçsüzüm!” diyerek kestirip atarak yapamazsınız. Karşınıza çıkan en ufak sorunlara takılıp kalıyorsanız, sürekli isyan ve şikayet ediyorsanız, hayatın size zindan olacağını söylemek çok basit. Çünkü her daim şikayet edecek ve olumsuz bir insan olacaksınız.

Bu yazıyla size vermek istediğim mesaj: İnsan bazen güçsüzdür sevgili okur. İnsan bazen güçsüz düşmelidir ki, gücünün farkına varsın. Benliğini anlasın. Yani aslında güçlü hissetmenin sırrı özü anlamakta, içe yönelmekte; diye düşünüyorum vesselam.

Paylaş:

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir