Hayatta Kalma Modu Nedir?: Aslında Tembel Değilsin

Bugün ne içerik üreteceğimi düşünürken, ruhsal sorunlar yaşamaya yatkın olabileceğimiz şu dönemlerde kişilerin ne tür psikolojik sorunlar yaşayabileceğini düşündüm. Aslında bakarsanız psikolojik sorunlardan çok kişinin nasıl bir “gaflet” çeşidinin içerisine düşülebileceğini sorguladım diyelim. Kendinizi en son ne zaman tembel ilan ettiniz, yataktan çıkmayı hiç istemediğiniz oldu mu? Belki de erteleme sorunsalı sizde de var. Tahmin edebiliyorum birazda olumsuz düşünüyor veya olumsuza odaklanıyorsunuz; gün içerisindeki kaygınız veya anı yaşama potansiyelinizi hiç analiz ettiniz mi? Bu soruların sizde ne çağrıştırdığını merak ediyorum.

Psikolog Özlem Tokgöz Özsoylar’ın “HAYATTA KALMA MODU” olarak adlandırdığı kişinin psikolojik  olarak çöküşte olduğunu belirten durumların birçok sıfatın altında değerlendirildiğini söylemeliyim. Tamam kabul ediyorum, bazılarımız kesinlikle tembel fakat diğer kişiler yaşadığı psikolojik çöküş, stres yönetememe, travma, belirsizlik, belli başlı krizler nedeniyle kendini bu eğilime itmek istiyor. Benim derdim, kendini tamamen anlamlandırabilmen için sana yardımcı olmak. Kim bilir, belki de bu durumu fark ettikten sonra silkelenmeye karar vereceksin ve iyileşmeye adım atacaksın.

Hayatta kalma modunun ne olduğunu kısaca söyleyeyim, güvende hissettiğin yerden çıkmaya çalışınca ürkmek veya ürkmek istememek için güvenli yerden çıkmamak. Bu modun içerisindeyken beyniniz size “hayatta kalabilmeniz” adına güvende olduğun yerde kal diyor. Yaşama dair şeylere odaklanıyorsunuz, yemek yiyor, yapmanız gereken şeyleri erteliyor ve yatıyorsunuz. Tanıdık geldi mi bu söylemler? Ayrıca bu dönemin içerisindeyken, vücudunuz stres halinde ve bağışıklığınızda oldukça zayıf kalıyor; bu sebepten dolayı çeşitli hastalıklarla da mücadele etmek zorunda kalıyorsunuz. Hastalıklarınızın yanında sindirim sisteminizde de sorunlar meydana geliyor. Bu psikolojiyle mücadele ederken beyniniz tabiri caizse aptallaşıyor ve güvenli alanın dışındaki her mahsulü “tehdit” olarak algılamaya başlıyor. Bu durum ister istemez oluşuyor belki de anlamıyor ve yaşamaya devam ediyorsunuz. Yani yeni aktiviteler, risk barındıran herhangi bir durum, yüksek dikkate dayalı bir iş veya uğraş, sonu strese uzanan faktörler (biliyorsunuz ki bazı stresler gerçekten de kişiye iyi gelir) vs. hepsi birer tehditten ibarettir. Bu sayede erteleme en büyük kaçış ve düşünmek en büyük ödülmüş gibi gelir; böylece yaşadığınız durumları ister istemez olumsuza yorarsınız.

Yüksek dikkat gerektiren veya uğraş gerektiren durumları erteledikten sonra haz duyduğunuzu fark ettiniz mi? Bu durumda ayrı bir rahatsızlıktır (Erteleme Sorunsalı) Peki hayatta kalma modunda nelerden etkilenirsiniz, hangi duygu durumlarının içerisinde olursunuz ve davranış biçimleriniz genelde nedir? Aşağıya bırakıyorum belki tanıdık gelir.

  • Yeni gelen zamlar, haberlerde görülen herhangi bir felaket haberi, gelecekteki sorunlar, geçmişteki sıkıntılar. Bunları anımsayıp, dillendirdiğinizi duydunuz mu? En çok bunlar üzerinde yoğunlaştığınızı veya dikkat gösterdiğinizin farkında mısınız? Bunların yanında cinsiyet fark etmeksizin ilişkilerde yaşadığınız çatışmalarda bu sorunsaldan kaynaklanıyor desem. Sosyal ve finansal tehditlerin ardından beyin size mesaj içeriğinde tehditler oluşturur ve gereksiz strese maruz kalırsınız; strese maruz kalıyorsunuz derken, öyle hemen atlatılabilecek bir streste değil maalesef, kronik stres, uzun süreli stres olarak adlandırılan stresten bahsediyorum. Buradaki naçizane önerim, yaşadığınız uzun süreli stresin “hangi durumlardan, konulardan veya davranışlardan” kaynaklandığını fark etmeye çalışmanızdır. Stres yönetimini yapabilmek size belki de hayati bir bakış açısı kazandıracak
  • Odaklanma problemleri, plan yapamama ve kararsızlık. Baskı içerisinde bulunan beyin bunları uygulamakta güçlük çeker.
  • Yorgunluk ve halsizlik. Bu sorunların oluşmasında başka sebeplerde olabilir fakat yine de bilmenizde fayda var. Sabah kalktığınızda hiçbir şey yapmadığınıza rağmen yorgun olduğunuzu hissettiniz mi? Ruhsal bir ağırlığın (aşırı stres, uzun süreli stres) sizi her gün yorduğunu söylemek gerçekten zor değil. Gün içerisindeki enerjinizin olmamasındaki sebebi arıyorsanız, işte buyurun hayatta kalmaya çalışıyorsunuz.
  • Alınganlık, sağlıksız tepkiler (normalde vermeyeceğiniz ama bu süreçteyken verdiğiniz tepkiler) gereksiz sinir.
  • Hareketsizlik. Bu belirtiyi tek başına tabi ki bırakmayacağım; gün içerisinde bildiğiniz alanlarda (güvenli alan, konfor alanı) olma isteği, beyniniz için tehditsiz olduğu için bu durum ona oldukça rahat gelir. Yeni insanlarla tanışmak, yeni bilgilere ulaşmak, öğrenmek, yeni girişimlerde bulunmak için güvenilir gördüğünüz alanları terk etmeniz gerekiyor. Böylece çeşitli “girişimlerden” uzak kalırsınız.
  • Unutkanlık. Uzun süreli stresinde yan etkisi olan unutkanlık gerçekten sarsıcıdır.
  • Olumsuza odaklanma, fazla düşünme, olumsuz düşünme.

Bu modun içerisinde olduğunuza ikna olduysanız artık kendinize “neden tembelim?” sorusunu sormayacağınızı biliyorum. Soracaksanız da neden olduğunu biliyorsunuz. 😊

Kısacası uzun vadeli streslerinizi ve gün içerisinde yaşadığınız stresi yönetebilmenizi öneriyorum.

Stres yönetimi yapabilmek için stres yönetimi nasıl yapılır? yazıma göz atabilirsiniz.

Paylaş:

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir