İçine Atmanın Psikolojisi: Sürekli İçine Atmaktan Nasıl Kurtulursunuz?

İçine Atmak

İçine atmak, kişinin bastırdığı tüm duygu ve düşünceleridir. Bu kavramın özünde kendine zarar vermenin yattığını düşünüyorum. Hatta düşünmüyorum, biliyorum. Efendim içinizi şişirdikçe, zihniniz susmamaya başlıyor. Yolun sonunda zihninizi susturamazsanız, hastalanmaya başlıyorsunuz.

Çok düşünen bir yapıya sahip olduğunuzu düşündünüz mü?

İşte bu sorunun noter imzalı kağıdı içine atmaktır. Birazda genetik ve yapı gereği düşünmeye meyilliyseniz, zor zamanlar geçirebilirsiniz. Söylemeye çekindiğiniz onca kelam, yaşanması gereken yerde yaşanılmayan duygular.

Neden bazı psikolojik sorunları yaşayanların özellikleri aynı oluyor anlamam. Ancak sizi de bu teste tabi tutmak isterim.

Sizde mi hayır diyemeyenlerden, detaylı düşünenlerden, aşırı duygusal olanlardan, kalp kıramayanlardansınız?

Psikolojinizi ve benliğinizi ne kadar hırpaladığınızın farkında olsanız, duygularınızı haykırarak yaşayacağınıza o kadar eminim ki.

İçimde fırtınalar kopsa da gülümsüyorum… ne kadar incitici bir söz değil mi?

Kim olursa olsun güçlü gözükmeye ve üzülseniz de ağlasanız da kimseye bu duyguları belli etmemeye çalışıyor olabilirsiniz. Kimsenin yanında gözyaşı dökemiyor olabilirsiniz; hatta gece uyumadan önce “keşke şurada şunu söyleseydim” diye kendinizle istişare dahi yapıyor da olabilirsiniz.

Sevgili okur bilmeni isterim ki, asla yalnız değilsin.

İtiraf etmeliyim ki, bende geçmişte içime atıyordum. Hatta bazen nadirde olsa şimdi bile denk geliyor biliyor musun? Biz birbirimizi biliriz sevgili okur. Kalplerimiz eşdeğer gözükür lügatta. En azından benim lügatımda böyle.

Başkalarına olduğu kadar, kendimize de yabancıyız.

Her neyse konuma geleyim. İçime attıkça zehirlenen kişiliğimden sizlere bahsedeyim. O dönemler biraz düşünmeye aç olduğumdan, bu durumu geç keşfetmiştim. Halbuki biraz farkındalığım olsa, dibine kadar yaşarmışım duygularımı. Söylermişim kelimelerimi.

Babama sinirlenmeye alışmıştım; karşılık veremediğim anda, yatağıma koşup, sessiz bir şekilde kendimi sıktığımı hatırlıyorum. Vah benim garip ruhlu 14 yaşım… İnce ruhuma dokunan yaralarımı kimselere anlatamıyordum. Anlatmaktan çekiniyordum. Bilin bakalım neden? Çünkü birisine bir şeyi anlatmayı korkaklık ve eksiklik olarak görüyordum.

Oysa insan paylaştıkça açılır; yarasına merhem olur karşısındaki kişi. Hınca hınç bir tartışmanın içinde, en sonunda sessiz kalıyordum. Üstelik haklıyken… şaka mı yapıyorsun? Hayır gerçekten böyleydi.

Bir süre sonra fark ettim ki kalbim acımaya başlamış. Zihnim sıkışmış bir kenara; birçok şey düşündürtüyor bana. Anlayacağınız, insan kendine ediyormuş.

Dertleşiyoruz.com değil burası sevgili okur. Amma içini döktün, ben seni dinlemeye mi geldim buraya diyorsanız, isterseniz hemen aşağı satıra geçelim. Dertleşiyoruz.com olsaydı keşke

Derdini içine atmak, kişinin kendi kendine acıyı kapsam alanının dışına götürmesine neden oluyor. Kendinize “dert” olarak gördüğünüz bir meseleyi içinize attıkça büyütürsünüz. Hatta kafanıza takılan bir sorunu bile, biriyle paylaşmaz veya anlatmazsanız, o bile büyür.

İçinize atmayın yahu! Paylaşın. Kimse yoksa ben ne güne duruyorum buralarda. Bostan korkuluğu değiliz sevgili okur.

Etme-eyleme. 😊

Sürekli İçinize Atarsanız Ne Olur?

Sıkıntıları ve sorunları içine atmanın zararları, olarak da geçebilir aslında. Uzatmadan kısaca maddeler halinde vereyim.

  • Aşırı düşünme.
  • Hassaslık ve alınganlık.
  • İnce düşünme.
  • Gereksiz duygusallık.
  • Zihinsel ve psikolojik rahatsızlıklar.
  • Depresyon.
  • Kötümserlik.

Böylece anlamış olduk ki, sürekli içine atmak, kendinize yapabileceğimiz en sağlıksız hareketlerden bir tanesi.

İlgili İçerik: Öz Saygıyı Geliştirme Yolları

İçine atmak hasta eder mi?

İçinize attıkça dağıldığınızı ve sağlıksız bir şeylerin oluşmaya başladığınızı hissedebilirsiniz. Dosdoğru bir şekilde hasta edebileceğini söyleyemem de, sürekliliği olunca aşırı tehlikeli bir durum olduğu çok açık ortada.

Sevgili okur bilmeni istediğim bir şey var. İçine atmamaya başlayınca, yani içinizden attıktan sonra oluşan rahatlık hissine, aşık olacağınıza yemin edebilirim ama ispatlayamam.

İçime Atmaktan Nasıl Kurtulurum?

Diyorsanız eğer, beğenmeyi unutmayın. Tabi canım pışşıııkk. Sen bana işin sırrını anlatmazsan, değer katmazsan, ben ne yapacağım seni.

Geleyim kendimce işin sırrına.

Kalbimin canı acıdığında, onun ahını almamak için birçok kişiye “laflarımı” esirgemeden konuşmaya başladım. Biraz da kendimi bir insan olarak gördüğümden, ağlamanın aşağılıkça bir şey olmadığını öğrendim. Değer verdiğim kişiye kendimi anlatma fırsatını bir kez yakaladım. Yakaladıktan sonra gerisini getiriyorsunuz.

Bazı inançlardan kurtulmamız gerekiyor. Bir şeyler anlatınca eksilmeyecek veya aciz duruma düşmeyeceksiniz. Veya herhangi bir duygunuzu yaşadığınızda, kimse sizi küçümsemeyecek veya yadırgamayacak.

Bana sorarsanız insan kendinden uzaktayken, her zaman içine atmaya devam eder. Ne zaman ki, özünüzü keşfetmeye ve ona değer vermeye başlarsanız, beyninizde otomatikman saygın bir canlı olduğunu anlıyor.

Bu sorun için size en kıymetli tavsiyem kendinizle aranızı düzeltmeniz olur.

Bazı insanlar koca evreni bilirler de, kendilerini bilmezler.

İçe atmanın birçok psikolojisi vardır elbet. Ancak ben biraz da “bir dönemler” bu sorunu yaşadığımdan dolayı sizlere tecrübelerimi de aktarmak istedim.

Sağlık ve güzellikle kalmanızı diliyorum. Bir başka yazıda, birbirimize başka değerler katabilmek dileğiyle. 

 

 

Paylaş:

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir