İnsan Kendini Nasıl Sevmeye Başlar? : Öz Sevgi Kanunu

Kendini Sevmek

İnsan denilen doyumsuz canlı, nasıl bir anda kendini sevebilir ki? Sorarım, kendinizi ne kadar zaman sonra sevmeye başladınız? Belki de hala kendinizi sevmiyorsunuz. Nedenini merak ettiğiniz için buralardasınız.

Kendini sevmekle başlar her şey.

İlk cümlede söylediğim gibi ne kadar doyumsuzuz öyle değil mi? Bir yerimiz güzel olsa, diğer yerimizi beğenmek isteriz, diğer yerimiz güzel olsa başka bir yerimizi… gelip gider zaman. Yolun sonunda sen ne kadar değişirsen değiş, için değişmedikçe, hiçbir şeyin değişmediğini anlarsın. O sıra “özünü” keşfedersin. Keşfetmelerin en lezzetlisidir.

Kendini Sevmek Psikoloji

Kendini sevmek, kişinin kendini algılayabilme biçimidir. Kendini sevmenin, farkındalık ve çeşitli uygulamalar ardından gelebileceğini düşünüyorum. Sonuçta herkes bir dönem kendini sevmemiştir.

İtiraf etmeliyim ki bende bir zamanlar kendini sevmeyenler kulübündendim. Bu kulüpte bir tane daha kendini sevmeyen bulup, onunla birlikte takılmaya ve onun benim beynimi şekillendirmesine izin verdim. İki, üç tane daha kendini sevmeyen geldi, sonra birkaç tane daha. Biz birlik olduk ve birbirimizden farksız olmayı başardık.

Yani benimkisi biraz da çevreden etkilenmekti. Kendimle aramın “kötü olması” ve kendimle ilgilenemem çevremin etkisindendi. Şöyle etrafımı tartmaya ve kendime soru sormaya başlayacak oldum. Ne hikmetse, hem kendi içimdeki öfke ve nefreti, hem de insanların içindeki öfke ve nefreti fark ettim. Belki de farkındalık duyumun biraz daha gelişmiş olmasından kaynaklıydı bu durum; ancak yolun sonunda kendime ne kadar haksızlık ettiğimi gördüm.

Kendini sevmeyen biri, bir başkasını nasıl sevebilir ki?

Ne zaman aynaya dalga geçerek bakmaya başlasam, kendime olan öz güvenim biraz daha arttı. Aynaya ne kadar önem göstermeden baksam, kendime gün başında göz kırpsam ve günaydın desem, o kadar değiştim. Şunu söylemek istiyorum aynaya baktığımda suratımı değil, içimdeki enerjiyi ve güzellikleri görüyordum.

Kendini sevmeyi, özünüzün merdivenlerinden tek tek çıkarak başarabileceğinizi düşünüyorum. Bu tırmanışın zamanla olacağını da bilmenizi isterim. Bir anda “armut piş, ağzıma düş!” yok efendim. İlla ki istiyorsanız, bir gün gerçekleşecek.

Kendine önem vermek, herkesin harcı değil. Kendini değerli kılmak ve hissetmek.

Nasıl olacak bu işler sevgili okur?

Kendinizi sevebilmeniz için naçizane önerilerim:

  • Kusursuz olmadığımızı hatırlatalım birbirimize. Kendi kendimize her şeyin üstesinden gelemeyeceğimizi ve bazı şeylerin zamanla düzelebileceğini fark etmeliyiz.
  • Yanlış ve eksikliklerimizi tanıyalım. Üstüne bir de bunları hor görmeyelim; ayrıyeten anlayışla karşılayabilelim.
  • Olaylara mükemmeliyetçi ve rekabetçi yaklaşmayalım.
  • Bir şeyi yapıyorsak elimizden gelenin en iyisini yapalım ki, içimize oturmasın veya özümüzü sarsıntıya uğratmasın.
  • Üzüntü, hüzün ve kederlerimizi iyi anlamlandıralım. Sorunumuzun kendiyle olup olmadığını şöyle oturup bir tartalım. El miymiş yaman, ben miymişim, diye düşünelim.
  • Sınırlarımızı zorlayalım her alanda; isteklerimizi harekete geçirelim.
  • Hedeflerimizin ve isteklerimizin yolunda ilerleyelim. Böylece kendimize parantez içinde sen değerlisin kavramını dillendirmiş oluruz. İster istemez beyin böyle algılıyor.
  • Yeri geldiğinde realist olmayı bilelim. Gerçekçi istekler ve hedefler doğrultusunda yürüyelim.
  • İnancımızı da unutmayalım; inançlı olalım ve potansiyelimizi fark edelim.
  • Böylece sınırlarımızı zorlayıp, kendimizin bir diğer versiyonuyla karşı karşıya kalabiliriz.
  • Ceza sahası içinde miskin hallerimizi çalımlayıp, kaleye kendimizi kabullenmişliklerimizle birlikte bir şut gönderelim.
  • Yeter ki kaleci bilinçsizliğimiz olmasın. Golü atarken ki “emin tavırlarımız” farkındalığımızla olsun.
  • Yeter ki özümüzü hatırlayalım. Ve sevginin dışa bağlı olmadığını, içten fethedilebileceğini bilelim.
  • İç sesimizi dinleyelim; onu eğitelim. İyi mesajlar yollayalım ki, iyi kodlar biriktirelim. Pozitif kalmaya ancak gerçekçiliği de bir kenara atmamaya özen gösterelim.
Paylaş:

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir