Kendini Sevmemek Nasıl Geçer?: Bir Enkazdan Çıktığınızın Farkında Mısınız?

Kendini Sevmemek

Kendini sevmemek, fark ettikleriniz sonucunda alt edebileceğiniz bir durumdur. Nasıl da kesin kez konuştum ama… İçinizde yaşadığınız sorunlara dönün bir bakın; kendinizi alamadığınız bu sorunların çoğunun temelinin kendinizi sevmediğinizden olduğunu biliyor muydunuz? Kendinizi sevmemenin nelere neden olduğuna dair fikir sahibi olabilmeniz için bu yazıyı yazıyorum. Konu hakkında naçizane fikirlerimle birlikte yaptığım bilimsel araştırmaları da sizlerle paylaşacağım.

Kendini Sevmemek Psikoloji

İnsanın “kendini sevmemesinin” psikolojisini tek bir kelimeyle açıklayacak olursam, o kelime kesinlikle “korku” olurdu. Kendimizi sevmiyoruz.

Herkesin hayatı dilimizden eksik olmazken, kendi hayatımızı unutuyoruz. İnsan ne garip bir canlı, etrafındaki her kişinin kusurunu bulur, kendinde kusur aramaya bile zahmet etmez. Aslında insana haksızlık ediyorum; bilinçsiz insan demek daha doğru olacak.

Gelip geçen sevgililer, sarsıntılı insan ilişkileriniz, geçmişini ve çocukluğunu tam olarak bilmediğiniz ebeveynleriniz ve trajik çocukluklarınız… hepsinin birbiriyle bağlantısı olduğunu biliyorsunuz değil mi?

Ebeveynleriniz farkında olmadan sizi, sağlıksız bir şekilde yetiştirip sonrada sizden neler beklediğini inanın bende biliyorum. İtiraf etmeliyim ki, bir zamanlar bende kendini sevmeyenler kulübündendim. Neler yaşandı, neler geçti, neler öğrenildi zannımca sadece varlığımı fark ettim. Nitekim varlığını fark eden insanların, kendini sevmeleri zor değildir.

Yeter ki istediğimi kadar da biraz anlamaya çalışalım bunca olan biteni. Beynimizde şu zamana kadar neleri, ne yüzden yaptığımızı anlamlandırabilelim. Yeter ki gün yüzüne çıkartalım içimizdeki nefreti ve öfkeyi. Kendimizle olan sorunlarımızı, insanlar üzerinde baskı oluşturarak çözmekten vazgeçelim.

Efendim yeter ki “fark edelim” kendimizi ve fark etmenin bilinciyle arayalım sevgimizi.

Asla iyileşmeyecek çocukluk yaraları vardır. Her zaman hayatınızın bir köşesinde duruyorlardır. Görmez, dokunamazsınız; o yaralar hala içimizdedir.

Kendini Sevmeyen İnsanların Kişisel Özellikleri

Önce çocuklukta yaşadıklarınız sonucunda yetişkinlikte nelere evrildiğinizi anlatayım sizlere. Sağlıksız bir çocukluk geçirdiyseniz muhtemel özellikleriniz:

  • Mükemmeliyetçilik. Hata yapmanıza müsaade etmediler değil mi? O sebepten dolayı sürekli her şeyin en iyisini yapmak istiyorsunuz.
  • Başarısızlık korkusu. Bu korkunun da temeli çocukluktan kalma birçok olaydan dolayı gerçekleşebiliyor.
  • Hata yapma korkusu.
  • İsteksizlik.
  • Kendini kanıtlama isteği. İnsanlara ve ebeveynlerinize “bende buradayım!” diye bağırmak istiyor olabilir misiniz?
  • Onay alma isteği. Onaylanma isteğiyle birlikte özgürlüğünüzü kısıtladığınızın farkında mısınız?
  • İnsanlar tarafından değer ve sevgi görme ihtiyacı.
  • Zaman zaman duygusal boşluklar.
  • Utanç ve değersizlik hissiyatı.
  • Öz güven eksikliği.
  • Anı yaşayamama sorunsalı. Kişiden kişiye değişebilir.
  • Aşırı düşünme ve psikolojik bazı rahatsızlıklar. Bu sorunlarda kişiden kişiye değişebilir.
  • Geçmişten gelen kötümserlikler sayesinde zihnimizde yaşadığımız olumsuzluklar. Yani sürekli bir şekilde olumsuz düşündüğünüz için “olumsuz bir insan” olmanız.

Bazıları vardır bütün bunları bastırır ve kişilikleri olarak kabul eder. Bazıları ise yani siz sevgili okurlarım, nedenini merak eder, araştırır ve bir şekilde öğrenmeye çabalarsınız. Bende sizdendim. Ancak dönüşümümü gerçekleştirdim; sizde gerçekleştireceksiniz.

Kendini Sevmemek Nasıl Geçer?

Kendini Sevmemek Nasıl Geçer?

Yaşadığınız bütün sıkıntı ve sorunların “kendini sevmemeyle” alakalandırıldığını düşünürsek, kendinizi sevmeye başladığınızda sorunları minimum seviyeye indirebileceğinizi ve onlarla nasıl mücadele etmeniz gerektiğini öğrenebileceğinizi düşünüyorum.

O kadar konuştun yazar, söyle bakalım nasıl kendimizi seveceğiz, sen böyle iyi güzel anlatıyorsun da, insan kendimi seveyim değince, kendini sevemiyor. Haklısın sevgili okur, açık söylemek gerekirse benim elimden gelen sizleri bu konuda bilinçlendirmek ve en azından bir şeyler katabilmek.

Yine de her şey sizin elinizde. Ancak yazının sonunda en azından ne yapmanız gerektiğine dair fikirleriniz olacak; bu fikriler doğrultusunda adım adım kendinizi sevmeye doğru yürümeye başlayacağınızı düşünüyorum.

Kendini sevmek, diğer tüm sevgilerin başlangıcıdır.

Toplum normlarına bir göz atalım isterseniz:

  • Birine sevgini göstermek ve hissettirmek ayıp ve yanlış.
  • Bağırıp, çağırırsam karşımdaki çocuğu korkuturum.
  • Çocuğa dokunup, sarılmak ayıptır.
  • Çocuğunu övmek yanlıştır.

Bizim ilgimizi çeken normları bu kadar. Aslında geçmiş devirlerden yerleşen bu kavramla birlikte büyüyen ebeveynlerimizin, bize sevgiyi doğru bir şekilde tanıtamamalarından dolayı da bu yoksunlukla mücadele ediyoruz.

İsyan etmemeli ve şöyle düşünmeli: Şu an kendimi sevmiyor olarak gözükebilirim; ancak içimdeki kendime sevgi duyma isteği bile kendimi sevdiğimle alakalı. Kendimi daha net bir şekilde sevmek için “geçmişte hissettirilen” ve “travmalarımdan” arınmam gerekiyor.

Kendimi sürekli telkin etmeyi başarırdım; her daim doğru bildiğim yoldan gittiğim için, doğrunun ne olduğunu da net bir şekilde ifade ederdim kendime. Yani bu gerçekten de böyle demeyi bilmeli insan. Kendinin bir yetersizliğinin olmadığını ve yaşadıklarının tamamen geçmişten gelme olduğunun farkına varmalı.

İlk olarak kendini sevmenin, öğrenilecek bir ders olduğunu kendinize anlatmanız gerekiyor.

Önemli Tavsiye: Kendini sevmek için, karşına çıkan sorunlara sızlanmak yerine, kendi kendine bu sorunları çözme strateji oluşturmak. Yani aklınız sürekli “zaten sevilmiyorum, bunlarda başıma geldi, eyvallah hayat sende üstümüze gel.” Gibisinden cümlelere kaymamalı. Hiçbir zaman kendinize acımamalı tam tersine çözüm aramaya meyilli ve kendine inançlı bir yapıya sahip olmalısınız.

Bu durumu mantığıyla düşünen her insan kabul eder. Ve onaylar; ancak sizin içinizdeki o değersizlik kavramı ve şuursuzca olumsuz cümleleriniz sayesinde, hiçbir şey yapmadan sızlanmayı tercih etmeniz normaldir. İşte sırf bu sebepten dolayı “benliğinizi fark etmeniz” gerekiyor. Yani “AAAA!” diye şaşakalmanız lazım bir anda.

Şunu idrak ediyorsunuz “aslında olayın sizinle ilgili değil de” geçmişinizle ve sizin yaşadığınız, o hiçbir çocuğun yaşamaması gereken duygularla.

Bu konuyla alakalı size daha fazla yardımcı olacak makalelerimde mevcut. Dilediğiniz zaman bu site içinde psikoloji, farkındalık ve öze dair her şeye rast gelebilirsiniz.

İlgili İçerik: Kendinle Barışık Olmanın Yolları

İlgili İçerik: Kendini Sevmek: Öz Sevgi Sanatı

İlgili İçerik: Kendini Değerli Hissetmenin 4 Yolu

İlgili İçerik: İçine Kapanıklık Nasıl Geçer?

Esenle ve sevgiyle kalmanız dileğiyle.

Paylaş:

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir