Pasif Agresiflik Nasıl Geçer?: Kendine Dürüst Olabilmek

Toksi

Son zamanlarda pasif agresif davranışın anlamını öğrenmek isteyen birçok kişinin olduğunu fark ettim. Bu konuyla alakalı geniş çaplı bir araştırmanın sonunda, sizlere istediğiniz soruların cevabını bulabileceğiniz bir yazı yazdım. Keyfinize ve aradığınız cevaba dokunabilmek dileğiyle.

Pasif Agresif Kişilik Bozukluğu Nedir?

Pasif agresiflik nedir? Sosyal yaşantınızda karşınıza çıkan olayları düşünsenize; hangisine ne tepkiler veriyorsunuz, duygularınızı ve kendinizi ne denli ifade edebiliyorsunuz. Ne şekilde kendinizi savunuyorsunuz? Bu olaylara gösterdiğimiz davranışlar, tepkiler ve kendimizi ifade etme şeklimiz, tamamen karakterimizle ve kişilik yapımızla alakalı.

Pasif agresiflik tamda bu olaylara verilen tepkilerde, gösterilmesi gereken yerde gösterilmeyen duygularda yer alır. Aslında bakarsanız pasif agresiflik kısacası geciken tepki olarak da adlandırılabilir.

Kişinin çevresini tamamen negatif yönde etkileyen bu kişilik bozukluğuna sahip kişiler, kendilerini doğrudan ifade etmezler. Yaşadığı duyguları, hisleri, düşünceleri, taleplerini ve ihtiyaçlarını oldukları gibi saklamayı tercih ederler. Saklamayı tercih etmediklerinde ise dolaylı yoldan, sürekli kinayeli laflarla isteklerini belli etme eğilimindedirler.

İmada bulunan pasif agresif kişi fark edilmezse karşısındaki kişiye umulmadık bir şekilde kırılabilir. Pasif agresif kişilerin agresif duygular barındırdıkları bir gerçek. Ancak bu agresif duyguları kendilerine barındırdıkları, hayatlarında çoğu kez kendilerine de acımasız bir şekilde davrandıklarını söylemek mümkün.

Pasif agresif kişilik bozukluğunu yaşayan kişiler “hayır demekte” oldukça zorlanıyor. Hissettikleri öfkeyi anında belli etmek yerine dolaylı yoldan belli etmeyi tercih ediyorlar. Hiçbir türlü direkt belli ettikleri öfkeleri yoktur.

Daha iyi anlamlandırabilmeniz için devam ediyorum. Bu davranış bozukluğuna sahip kişiler “problemleriyle yüzleşmekte” sorun yaşıyorlar. Problemlerini halletmek yerine, problemlerini büyütmeyi tercih ederler. Hatta yetmez hatayı ve problemi diğer insanların hatası olarak değerlendirebilirler.

Çevresinde bulunan kişilere temkinli yaklaşmayı göz önünde bulundururlar. Hiçbir zaman rahat davranamazlar. Bunun altında yatan sebep ise karşısında bulunan kişinin her an onlara kötü veya farklı tepkiler verebileceğini düşünmeleridir. Haliyle bu düşüncenin sonunda yalnızlığa da merhaba deme ihtimalleri yüksektir. Karşısındaki kişilere her an saldırgan ve küçümseyici gözlerle bakabilirler.

İşin asıl tarafı, bu sergiledikleri davranışlardan sonra pişmanlık duymalarıdır. Her ne olursa olsun karşılarındaki kişiye kırılmaları ve aldatılmış hissetmeleri bu davranışlara devam etmelerine neden oluyor.

Bir örneklendirmeyle pekiştirmek iyi olacak. İşte pasif agresif davranış örnekleri:

  • Tartışma içerisinde olunan bir kişiyle konudan bahsetmek yerine, fazlasıyla sessizleşmek veya sinirli bir şekilde davranmak.
  • Sürekli başkalarını suçlamak.
  • İyiliği ve verilen sevgiyi “ceza” niyetine göstermemek veya esirgemek. Sevgilinizin bir hata yaptığını düşünün, bu hatanın ardından ona söylenecek güzel bir sözü esirgiyor musunuz?
  • Sürekli bir şekilde huysuz davranışlarda bulunmak. İkili ilişkilerde bazı hareketlerinizden sonra “bu ne huysuzluk” diye size katlanan kaç kişi var?
  • Günün herhangi bir saati nedensiz bir şekilde suratsız olmak.

Peki pasif agresif olduğunuzu nasıl anlarsınız?

Pasif Agresif Kişilik Bozukluğu Belirtileri ve Özellikleri Nelerdir?

  • Küçük şeylere alınganlık göstermek.
  • Devamlı asık suratlı olmak.
  • Sürekli değişim gösteren duygusal durum.
  • Değişkenlik gösteren davranış şekilleri.
  • Ufak problemlerde hemen huzursuzluğa kapılmak ve bu durumu kendine dert etmek, panik olmak.
  • Memnuniyetsiz olmak.
  • Ummadık anda ummadık tepkiler vermek.
  • Diğer insanların sahip olduğu şeylerle alay etme/yersiz eleştirme.
  • Çevresinde bulunan insanlara güvensiz yaklaşmak.
  • Çevresindeki insanlar tarafından fark edilmediklerinde kırılganlık.
  • Başkalarının hayatlarına imrenmek ve kendi hayatlarını eksik görmek.
  • Sürekli kaygı halinde olmak.
  • Gelecekteki belirsizlikten dolayı güvende hissetmemek.
  • Sürekli ertelemek.
  • Unutkanlık hali.
  • Yorgun ve bezmiş hissetmek.
  • Kişilerle iş birliğinden kaçınmak.
  • Sürekli takdir edilmeleri gerektiğini düşünmek.

Pasif Agresif Kişilik Bozukluğunun Nedenleri

Gelelim pasif agresif davranışlarının neden olduğuna. Nasıl oluştu bu durum? Tıp dünyasında kesin kez bunun nedenleri olarak görülmese de ihtimali olan nedenleri hemen açıklayayım.

Araştırmalara göre pasif agresifliğin çocukluk dönemiyle alakalı olduğu söyleniyor. Küçük yaşta psikolojik ve bedenen şiddet gören bireyin yaşayabileceği bir durum. Aile tarafından ihmale uğrayan çocuğun, yetersizlik ve değersizlik hissiyatıyla baş edemeyip, kendince geliştirdiği bir taktik olarak düşünebilirsiniz.

Yaşaması gerektiği duyguları sürekli içine atan çocuğun davranışları zamanla ve yetişkinlik çağına erişince pasif agresif kişilik bozukluğuna evrilir.

Pasif Agresif Kişilik Bozukluğu Tedavisi? Pasif Agresiflik Nasıl Geçer?

Davranış örneklerinden ve neden oluştuğunu öğrendikten sonra illaki kafanızda oturtmuşsunuzdur. Acaba pasif agresif miyim? Ben pasif agresifim! Ne yapacağım şimdi, kaygısına düşmemelisiniz. İşte sağlıklı iletişim kurabilmek ve pasif agresif davranışı en az seviyeye indirebilmek için yapmanız gerekenler:

Davranış Bilinci ve Farkındalık

İletişimde olduğunuz her kişinin davranışlarınıza hakimiyeti var. Artık yadırganmıyor ve dikkat çekmiyorsanız dahi istemsizce oluşan davranışlarınız sizin dikkatinizi çekmeli. Davranış bilincine ve durumun farkındalığına ne kadar varırsanız, bu sorunun düzelmesi o kadar olumlu devam eder.

Sizden bir şey isteyeceğim. Pasif agresif davranış tepkilerinizi tespit edin. Sağlıksız giden bu gidişata son verecek bir farkındalık elde ettiğinizi göreceksiniz.

Aslında ne kadar olumlu ve sevgili dolu bir insan olsanız da, bu davranışın seyreldiğini görmek sizi yadırgatmamalı. Yani bu süreçte hissedilen kızgınlığın normal olduğunu kabul edin.

Bu Süreci ve Problemi Kabul Edin

Aniden geçmesi mümkün olmayan bir sorunla karşı karşıya kalmış olabilirsiniz. Ancak bu durumu zaman içinde en aza veya hiçliğe götürecek güçte olduğunuzu bilmelisiniz. Önemli olan sürecin içinde olduğunuzu bilmek ve bu sürecin bir problem olduğunu kabul etmek.

Kendinize Zaman Tanıyın

Zamanla değişecek taraflarınızın aniden değişmesini beklemeyin. Bu süreçteki davranışlarınızı tanıyıp, tespit etmek biraz da zaman isteyen bir şey. Davranışlarınızı anlamak ve gerekli farkındalığa erişmek doğru yola giden en iyi adımdır. Bu en iyi adımı değerlendirmek içinse zamana ihtiyacınız olduğunu unutmayın. Kendinize zaman tanımayı bilin.

Kendinizi İfade Etmeyi Alışkanlık Haline Getirin

Bu farkındalığa eriştikten sonra kendinizi ifade etmeyi alışkanlık halinize getirmeniz önemli. Bu alışkanlık sayesinde duygularınızı içinizde yaşamamış ve sorun yaşamamış olacaksınız. Ancak kendinizi ifade ederken, karşınızdaki kişiye de saygı duymaktan ve ona karşı yapıcı bir şekilde davranmaktan vazgeçmemelisiniz.

Sonuçta karşınızdaki kişiyi de dinlemeyi bilmelisiniz. Her an haklı olmayabilirsiniz. Olayları farklı algılamış olabilirsiniz. Hissettiğiniz an yargılamamalı ve kişilerle iletişim haline geçmeyi öğrenmelisiniz.

Davranışın Size Zarar Verdiğini Kavramak

Size zarar veren bir davranışı tekrarlamak yerine tabi ki ondan kurtulmayı tercih edersiniz. Ancak sorunun ve suçun başka insanlarda olduğunu düşünmek, bu noktada sizi asıl yanıltan şey. Bu süreci kabul ettikten sonra zaten davranışın size zarar verdiğini kabullenmişsinizdir. Bu maddede aklınızda bulunsun. Pasif agresiflik size ve çevrenizdekilere zarar veriyor.

Psikoterapi Almak

Duygusal ve davranışsal sorunlarınızın çözümünde psikoterapi almanızda gayet normaldir. Finansal durumunuz iyiyse bu terapileri de almanız sorunla alakalı daha bilinçli olmanızı ve süreci daha çabuk gerçekleştirmenizi sağlayacaktır.

İhtiyaçlarınızı ve hissettiklerinizi söylemekten kaçınmadıkça, başkaları tarafından reddedilmekten korkmamaya alıştıkça bu sorunun yavaş yavaş hallolacağını görebilirsiniz. Öfkenizi sessizliğinize gömüp, karşınızdaki kişiye kinayeli laflar söyledikten sonra haksız çıkmaktan vazgeçmelisiniz.

Kendi kendinizi tedavi etmek, sizin elinizde. İstedikten sonra yapabildiğinizi göreceksiniz. Sabır, süreklilik ve farkındalık. Bu üçüyle ne kadar gelişim gösterdiğinize şahit olabilirsiniz.

Söylediklerimi bir fikir olarak değil, yapılması gereken şeyler olarak algıladıysanız, bu sorundan kurtulabilirsiniz. Sürecin olumsuz geçtiğini düşünüyor ve sorunun daha da ilerlediğini düşünüyorsanız, herhangi bir psikolog doktordan randevu alıp tedavi olmanızı öneririm. Psikolog doktorun tedavisinden çeşitli terapiler sonucu tamamen sağlıklı davranışa dönüşebilirsiniz.

Paylaş:

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir