Taviz Vermek: Kabullenmek Nedir?

Taviz Vermek

Taviz vermek, bazen herhangi bir zorunluluktan veya bir tutam iyi niyetten dolayı kabullenmek olarak da adlandırılabilir. Verdiğimiz tavizlerin, iyi niyetimizden çok, değerlerimizi sarstığını düşünüyorum.

Nedir bu değerler? Özümüze duymamız gereken tüm değerlerden bahsediyorum. Öze duyulan saygı, sevgi ve şefkat. Ne zaman sarsılır diyorsanız, her zaman birilerine dayanmaya çalışmak, memnuniyetlerini sağlamak ve haliyle kendinden taviz vermek.

Taviz vermek ve kabullenebilmek arasındaki o ince farkı naçizane anlatmama müsaade edin.

Karşımızdaki kişinin, herhangi bir özelliğini, kişiliğini, huyunu, iyi ve kötü taraflarını, zaaflarını ve tüm hatalarıyla birlikte kabullenebilerek sevebilmek, kabullenişimizdir. İnsan duygusal anlamda olgunlaştıkça ve nitekim büyüyünce, kabullenme kabiliyeti artıyor.

Kendinden Taviz Vermek

Duygusal olgunluğumuz, kişiliğimizi pozitif yönde etkileyebilir. Ancak zaman içinde sınırlarınızın ihlal edilmesi ve kendi değerinizi anlayamamanız nedeniyle, birçok sorunla karşı karşıya kalabilirsiniz. Nedir bu sorun “kendinden taviz vermek” hey gidi günler…

Bu sorunla kendimi yeni tanımaya başlayınca karşılaşırdım. Herkese yetişmek zorundayım, memnun etmek ve kendi değerini bilmemek. Daha doğrusu kendi değerinin “farkında” olmamak. Ne hazin bir bilinçsizliktir.

Oysa 18 yaşıma demeliydim ki, kendi değerinin farkında olamazsan, değerini çiğnerler. Kendi değerinin farkında olamazsan, hayatın farkında olamazsın; kendi değerinin farkında olamazsan, anlayışın, kavrayışın, farkındalığın ve kişiliğin değişkenlik göstermez.

Taviz verdikçe kendimizi korumayı asla bilmemeye başlarız; yani taviz verdikçe, karşımızdaki insana dönüşümümüz başlar. O nasıl olmamızı istiyorsa, öyle olmaya çalışırız. Bilinçaltındaki asıl mesaj budur; mesele karşındaki memnun etmek ve onun istediğine dönüşmektir.

İstemediğiniz şeylere katlanıyorsanız, bu katlanmaların en kötüsüdür. Katlanmak kelimesindeki bütün anlamlar, kişiyi yıpratan anlamlara çıkar zaten. Katlanmayın! Diye bağırsam dahi, katlanmaya alışmış bünyeniz, katlanacaktır.

Katlanmayı istemiyorsanız, katlanmamayı bir farkındalık haline getirmelisiniz. Farkındalığın ardından zaman ve sabırda gerekiyor tabi. Psikolojide “dönüşüm” her daim bir zaman istiyor.

Bunu şöyle düşünebilirsiniz: Kötümser birinin zihninde, birçok kötü kod varken, nasıl bir anda pozitif bir zihne dönüşebilir ki. Her şey zamanla gerçekleşir. Yani sizde “dönüşüm” cesareti varsa; zaman ve sabırla birlikte katlanmamayı bileceksiniz. Kendinize verdiğiniz değer ve kendinize tanıdığınız bu “saygı” alanı, muhtemelen kişiliğiniz için attığınız en önemli adımlardan bir tanesi olacak.

İnsan kendine değer vermeye başlayınca, başka anlayışlar, sevgiler, dünyalarda keşfediyor. İnanamıyorsunuz, böylesi bir dünyanın içinde, nasıl kendime değer vermem. Ve nasıl kendimi fark edemem. Kendini fark etmiş insan, özünün içine gizli bir sır gibi konulmuş güzellikleri fark etmeye başlıyor.

Sonra ne mi oluyor? Fark etmenin ne kadar sıradışı bir güzellik olduğunu anlıyorsunuz. Fark ettikçe edesi geliyor insanın; duygularını, öfkesini, nefretini, mutluluğunu, zaafını, üzüntüsünü vs. insan kendini fark ettikçe, insanlığını anladıkça, bir adım daha atıyor gelişime.

Değişim için tek bir kılavuz yoktur. Ancak en önemlisinin ne olduğunu yine naçizane söyleyeyim: Kabullenmek. Kabullendiğiniz her şeyi sahiplenirsiniz; kabul edin ve dönüşüme hazır olun.

Gerçeklerinizi kabul etmenizi tavsiye ediyorum. Ne kadar hoş değilse bile, ne kadar saçma gelse bile kabul edin; ve değişiminize ilk adımı atın.

Konuşma kabiliyetinizin zayıf olduğunu bilmediğiniz sürece, konuşma kabiliyetinizi güçlendirmek istemezsiniz. Tembelliğinizi kabul etmeden, disiplinli veya çalışkan olmaya çaba göstermezsiniz.

Başka bir örnek: Korkmuyorum demekle de cesur olunmuyor maalesef.

Kısaca: Kendi değerimizin her daim farkında olmalıyız. Özümüzün tüm kavramlarını bilmeli ve kendimizi tanımalıyız; tanıdıkça dünyamız ve haliyle kişiliğimiz değişecek.

Bol farkındalıklar dilerim sevgili okur; ne zaman “dönüşüme” başlıyoruz? Cesur olunca mı?

Paylaş:

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.